Sevgili Misafirimiz,
Bu  sayfalarda  bizim için yazılı ve görsel basında çıkmış
olan haberleri bulacaksınız.

S. T.

yenisafak.gif (1396 bytes)

1.Ocak.2004 / Sayfa 4

Osmanlı usulüyle İngilizce öğretiyor

Yabancı Dil öğretmeni Salih Tatar, öğrencilerine âmâ gibi gözlerini kapattırarak, İngilizce öğretiyor.
Tatar "Osmanlı bu metodla üç ayda lisan öğretiyordu" diyor.

Bugüne kadar  yaş   ortalamaları  40-50  civarında  olan  yüzlerce öğrenciye İngilizce  öğreten Bakırköy Halk Eğitim Merkezi İngilizce eğitim  uzmanı   Salih  Tatar, ilginç  öğrenim   metodlarıyla  dikkat çekiyor.  Öğrencilerine  cesaret   kazandırıp,   hata   yapmalarına
fırsat veren Tatar, sınıfta âmâ metodu  dediği  gözü  kapalı   ders dinleme tekniğini uyguluyor.  Tatar  "Osmanlı  bu   usulle üç ayda
lisan öğretiyordu" diyor.

Derslerinde  uyguladığı    "Doğal    Yoldan   İngilizce"    metoduyla öğrencilerinin  iki  kurda  BBC,  üç    kurda   okuduklarını  belirten
öğretmen Salih Tatar, şunları söylüyor:
"Derslerin  sıkıcı  olmaması  çok  önemli.   Lisan  keyifli ortamlarda öğrenilebilir.
Biz bir bakıma şov  programı  yapıyoruz.  Bir  annenin   çocuğuna davrandığı gibi  davranıyoruz.  Klasik  sistemlerde   önce  gramer kaideleri  öğretilir,  sonra  dil  kullanılır.   Yani önce çatıyı yapıyor,
sonra  temeli  oturtmaya  çalışıyorlar. Bununla da öğrenenler var
ama sadece  çok  zeki  insanlar...  Normal  insanın   bu  sistemle öğrenmesi çok zor, zira bu usul dilin doğal yapısına ters düşüyor"

Lisandan korkuyoruz

Tatar,  "Öğretmen   çocuğa  ödev  veriyor. 'Bunları evde okuyun!' Halbuki  çocuğun   bilmediği  birçok  kelime ve  cümle  yapısı  var.
İçinden  çıkamayınca  gözü  korkuyor.  İnsan yapamadığı şeyden soğur.   Burada   masalları   birlikte    okuyoruz,   herkes bir cümle
çözüyor" diyor.

GÖZÜ KAPALI ÖĞRENİM

Öğrencilerine dinlemeyi gözü   kapalı  yaptırdığını,  bunu  da  'âmâ metodu'   olarak  değerlendirdiğini  belirten   Salih    Tatar,  şunları kaydediyor: "Zira  Osmanlı'nın  bu   usulle üç ayda lisan öğrettiğini biliyorum. Görme özürlü  öğrencilerin   daha çabuk kavradığı aşikar. Zira tek şeye konsantre oluyorlar. Ben de   onları  tek  şeye 'sese' konsantre etmeye çalıyorum. Geçen sene 75   kişilik  sınıflara ders veriyordum hiç şikayetim olmadı. Zira kalabalığı avantaja çevirmeyi başardık. Normalde öğretmen tahtaya yazar, talebeler defterlerine geçirirler. Ben tahtaya hiçbir şey yazmıyorum, bir senaryo kuruyorum, onlar oynuyor. 'Ben yapamayacağım'  diyen  insanlara 'Hayır yaparsın. Bu sistem normal insanlar  için sen  de  normalsın' diyorum". RECEP YETER

previous                                                                  main page